Türkiye’de ikamet izni istatistiklerinde İstanbul açık ara liderliğini koruyor. Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre, 31 Aralık 2025 itibariyle İstanbul’da ikamet izniyle yaşayan yabancı sayısı 579.932’ye ulaştı. Bu rakam, yabancı nüfus bakımından ülkenin ikinci sırasında yer alan Antalya’daki sayıların (109.571) beş katından fazlasına karşılık geliyor.

İkamet İzinli Yabancılar En Çok İstanbul'daİstanbul ile Antalya arasındaki bu belirgin fark, yabancılar arasında tatil odaklı veya mevsimsel yaşam tercihlerinden, daha kalıcı, işlevsel ve uzun vadeli yerleşim arayışlarına doğru bir yönelime işaret ediyor.

Verilere göre, Türkiye genelinde ikamet izniyle yaşayan yabancı sayısı 2025 yılında 1.151.969’a yükselerek, son iki yıldaki rakamların üzerine çıktı. İstanbul, ikamet izinli yabancı nüfus açısından liderliğini sürdürürken; Antalya altı haneli rakamlarla ikinci sırada yer aldı. Başkent Ankara 73.263 kişiyle üçüncü sıraya yerleşirken, onu Bursa (47.961) ve Mersin (36.533) izledi. Listenin sonunda ise yalnızca 204 ikamet izinli yabancıyla Tunceli yer aldı.

İkamet İzinli Yabancılar Arasında Öne Çıkan Uyruklar

İkamet izniyle Türkiye’de yaşayan yabancılar arasında Türkmenistan, 170.259 kişiyle ilk sırada yer aldı. Türkmenistan’ı Azerbaycan (92.132), Suriye (79.455), İran (74.123) ve Rusya (72.442) izleyerek, en kalabalık grubu oluşturdu.

Ancak öne çıkan uyruklar, ikamet izninin türüne göre farklılık gösteriyor. Öğrenci ikamet izinlerinde Türkmenistan, 57.815 kişiyle ilk sıradaki yerini korurken; İran (25.544) ve Azerbaycan (19.375) onu takip etti. Kısa dönem ikamet izinlerinde ise Suriye, 57.216 kişiyle listenin başında yer aldı. Suriye’yi Irak (40.055) ve Türkmenistan (38.834) izledi.

Yabancılar Sahil Kentleri Yerine Neden İstanbul’u Tercih Ediyor?

İçişleri Bakanlığı’na bağlı göç birimlerinin verileri, Türkiye’de yabancı yerleşimi açısından İstanbul ile popüler sahil kentleri arasında belirgin bir ayrışma olduğunu ortaya koyuyor. İzmir, 31.650 ikamet izinli yabancıyla altıncı sırada yer alırken, Bodrum’un bulunduğu Muğla 20.780 kişiyle yedinci sırada kalıyor.

Ortaya çıkan bu tablo, büyük ölçüde metropol yaşamı ile kıyı yerleşimleri arasındaki yaşam tarzı ve beklenti farklarından kaynaklanıyor. Antalya gibi sahil kentleri daha çok emeklilere ve tatil amaçlı konut arayışında olanlara hitap ederken, İstanbul iş, eğitim ve günlük yaşam olanakları bakımından çok daha geniş bir yelpaze sunuyor.

Antalya’daki yabancı nüfusun önemli bir bölümü, Alanya ve Belek gibi özellikle turizm sezonu dışında büyük şehirlere kıyasla daha sakin bir tempoya sahip ilçelerde yaşıyor. Buna karşılık, yabancılar için İstanbul’a taşınmak; yıl boyunca canlılığını koruyan bir şehir hayatı anlamına geliyor. İşletmeler dört mevsim faaliyet gösteriyor, akademik takvim düzenli biçimde ilerliyor ve yabancılar şehirdeki gündelik yaşama daha hızlı ve doğal bir şekilde entegre olabiliyor.

Yabancıların İstanbul’u yaşamak için tercih etme nedenleri, bu tabloyla birlikte daha net hâle geliyor. Şimdi bu tercihi şekillendiren başlıca faktörlere daha yakından bakalım.

İstanbul’da Yabancılar İçin İş Hayatı ve Kariyer Olanakları

İstanbul’da Yabancılar İçin İş Hayatı ve Kariyer OlanaklarıYabancılar açısından İstanbul’da iş bulmak ve çalışmak, Türkiye’deki diğer şehirlerle karşılaştırıldığında daha çok fırsat sunuyor. Uluslararası şirketlerin bölgesel ofisleri, farklı sektörlere yayılan istihdam alanları ve özellikle teknoloji ile yaratıcı endüstrilerin öne çıktığı dinamik bir girişimcilik ortamı, şehirdeki iş imkânlarını çeşitlendiriyor. Bu yapı, kariyerinde ilerlemeyi hedefleyen yabancılar için İstanbul’daki iş hayatını sürdürülebilir ve uzun vadeli bir seçenek hâline getiriyor.

Buna karşılık sahil kentlerinde ekonomik faaliyetler çoğunlukla belirli sektörlerde yoğunlaşıyor. Özellikle turizm ve hizmet sektörü öne çıkarken, kariyer gelişimi bu şehirlerde daha sınırlı ve mevsimsel bir çerçevede şekilleniyor.

Öte yandan İstanbul’daki dijital göçebeler, şehir genelinde yaygınlaşan ortak çalışma alanları, profesyonel bağlantılar ve güvenilir internet altyapısı sayesinde üretken bir çalışma düzeni kurabiliyor. Sahil kentleri daha yavaş bir yaşam temposu ve deniz kenarı hayatı arayanlara hitap ederken, İstanbul gibi bir metropol, uluslararası bağlantılar, profesyonel ilişkiler ve küresel etkileşim açısından belirgin bir üstünlük sunuyor.

İstanbul’un Eğitim ve Sağlık Altyapısı

İstanbul’daki Üniversiteler ve Uluslararası Okullar

İstanbul, Türkiye’nin en köklü ve nitelikli eğitim kurumlarının önemli bir bölümünü bünyesinde barındırıyor. Uluslararası sıralamalarda yer alan üniversiteler ile yabancı dil ağırlıklı eğitim veren çok sayıda uluslararası okul, şehri eğitim açısından güçlü bir merkez hâline getiriyor. İstanbul’daki üniversiteler dünyanın farklı ülkelerinden öğrencileri kendine çekerken, şehir genelinde yaygınlaşmış uluslararası okul seçenekleri de yabancı ailelerin eğitim beklentilerine doğrudan karşılık veriyor.

Yabancı öğrenciler açısından bakıldığında İstanbul, sahil kentlerine kıyasla staj, yarı zamanlı çalışma ve kariyer fırsatlarına erişim konusunda çok daha geniş imkânlar sunuyor. Eğitim olanaklarının hem çeşitliliği hem de kapsamı, İstanbul’u özellikle küçük sahil yerleşimlerine kıyasla daha avantajlı bir konuma taşıyor.

İstanbul’un Dünya Standartlarında Sağlık Hizmetleri

Türkiye genelinde sayısı giderek artan JCI akreditasyonlu hastanelerin önemli bir bölümü İstanbul’da bulunuyor. Uluslararası bir kalite standardı olarak kabul edilen bu akreditasyon, şehirde sunulan sağlık hizmetlerinin yüksek seviyesini açıkça ortaya koyuyor. İstanbul’da ikamet edenler için kamu sağlık hizmetlerinin düşük maliyetli, hatta çoğu durumda ücretsiz olması, sağlık hizmetlerine erişimi oldukça kolaylaştırıyor.

Buna ek olarak, İngilizce hizmet verebilen özel hastaneler ve sağlık kuruluşları, yabancıların sağlık sistemine rahatça dâhil olabilmesini sağlıyor. Sahil şehirleri ve kasabalarda da nitelikli sağlık merkezleri bulunsa da, uzman doktorlar, ileri tedavi imkânları ve uluslararası bağlantılı kliniklerin ağırlıklı olarak İstanbul’da toplanması, şehri sağlık altyapısı açısından belirgin biçimde öne çıkarıyor.

İstanbul’un Gayrimenkul Piyasası Yabancı Yatırımcılar İçin Neden Öne Çıkıyor?

İstanbul’un Gayrimenkul Piyasası Yabancı Yatırımcılar İçin Neden Öne Çıkıyor?Yabancı yatırımcılar, konut alımı yoluyla genellikle kısa dönem ikamet izni başvurusunda bulunurken, İstanbul bu süreçte en çok tercih edilen şehirlerin başında geliyor. Şehrin farklı yaşam beklentilerine hitap eden semtleri ve geniş konut seçenekleri, İstanbul’u çok sayıda alıcı için cazip bir yer hâline getiriyor. Boğaz manzaralı lüks konutlardan, sakin bölgelerdeki aile yaşamına uygun dairelere ve yatırım amaçlı mülklere kadar uzanan bu çeşitlilik, farklı bütçelere sahip alıcıların piyasaya kolayca dâhil olabilmesini sağlıyor.

Son yıllarda talebin, yoğun kısa süreli kiralamalardan ziyade uzun dönem kiralamalara yönelmesi, yatırımcılara düzenli kira geliri, mülk değer artışı ve uzun vadeli ikamet imkânı sunuyor.Bu dengeli yapı sayesinde, deneyimli yatırımcılar için olduğu kadar ilk defa gayrimenkul yatırımı yapacaklar için de İstanbul ideal bir yer olarak öne çıkıyor. Gayrimenkul piyasasının farklı segmentler ve mülk türleri üzerinden çeşitlenmesi, İstanbul’a daha istikrarlı bir yapı kazandırırken; sahil bölgeleri ise ağırlıklı olarak tatil amaçlı konut alıcılarına ve kısa dönem kiralamaya odaklanan yatırımcılara hitap ediyor.

Ortaya çıkan tablo, yabancıların İstanbul’da ikamet izni almayı tercih etmesinin tek bir nedene değil, farklı beklenti ve önceliklerin birleşimine dayandığını gösteriyor. Bu tercihler, aynı zamanda Türkiye’de yabancıların nerede ve nasıl yaşamayı seçtiğine dair daha geniş bir yerleşim eğilimini de ortaya koyuyor. Türkiye, yabancılar için giderek daha cazip bir yaşam ve yatırım ülkesi hâline gelirken; kapsamlı kentsel altyapısı, yıl boyu işleyen şehir yaşamı ve uluslararası bağlantılarıyla İstanbul, kalıcı bir yaşam planlayanlar için ilk sıradaki konumunu koruyor.